Blog Haber

Resmin büyük halini görmek için tıklayın

04 Mart 2020 - 12:08 'de eklendi ve 110 views kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Bilim Adamları İbrahim Tatlıses’in Beynini İnceledi

Belli olayları yaşarken belirli değerlendirmelerde bulunuruz, çeşitli duygular yaşarız ve yaşanan olaylar bu yorum, değerlendirme ve duygularla birlikte kodlanır. Bir filmden farkı daha bu aşamada başlar çünkü olayı yaşayan herkes aynı yorum, duygu ve değerlendirmeleri kodlamaz. Kişilerin olay hakkındaki yorumlarında yer alan diğer olay ve bilgilerden etkilenir. Zaman içinde bu belirli olay da uzun süreli saklama için hafızada kodlanma aşamalarından geçer. Konsolidasyon dediğimiz bu süreçte daha önce yaşadığımız olaylarla ve bilgilerimizle olan bağlantılar daha da güçlü hale gelir, bazı ayrıntılar silinir ve olay yeni haliyle hafızamızda yerini alır. Ancak hafızada saklanması depolama gibi düşünülmemeli. Bu olayı her hatırladığımızda ya da bu olaya benzer bir olay yaşadığımızda bağlantılar yeniden kurulur ve hafızanın dinamik yağısı içinde olay hakkında hatırlananlar değişime uğrayabilir. Olayı hatırlarken ve başkalarına anlatırken yapmamız gereken de hafızada canlandırabildiğimiz anılarla genel bilgilerimizi birleştirerek zihnimizde bir sahne oluşturmak. Bu sahnenin nasıl oluşacağını sadece anılar ve bilgiler belirlemez, o sırada kendimize ilişkin inançlarımız, hayatımızda bulunduğumuz ruh hali ve hedeflerimiz de olayın nasıl hatırlandığını biçimlendirebilir. Hafızamızda kısmen saklanmış olan olaya dair sahne oluşturma işlemini bazen öyle başarılı bir biçimde yaparız ki tüm ayrıntılar adeta olayı baştan yaşıyormuşçasına gözümüzün önünde canlanır, sesleri duyarız, duyguları hissederiz. Bu durum bizim hatırladığımız olayın gerçekliğine daha çok güvenmemizi sağlar.

Birkaç yıl önce yayınlanan bir makalemizde kişilerin başkalarına ait anıları bu tür bir süreç sonucu kendi anıları olarak edindiklerini göstermiştir. Özellikle tek yumurta ikizlerinin birbirlerinin yaşadıklarını kendi anıları olarak hatırlamalarının oldukça olası olduğunu gözlemlemiştik. Örneğin yirmi yaşlarından ikiz kız kardeşlerden dinlediğimiz anılardan biri, beş yaşlarındayken yaşadıkları bir olaydı. Bir bayram günü anneleri onlara aynı kırmızı elbiseden almıştı ve bu elbiseleri giyerek anneannelerine bayram yemeğine gideceklerdi. Kızlardan biri gitmeden önce bahçedeki salıncakta sallanıyordu ve salıncaktan inerken çok ağlamıştı, annesi ona kızmıştı ve farklı bir elbiseyle yemeğe gitmek zorunda kalmıştı. İşin ilginç kısmı, her iki kardeş de yırtılan elbisenin kendisininki olduğuna ve bu olayı hatırlamasında hangisinin bu olayı gerçekten yaşadığına dair ipucu oluşturabilecek herhangi bir farklılık da görünmüyordu. İbrahim Tatlıses’in hafızasına dönersek, oradaki durum da hafızanın bu şekilde çalışmasından kaynaklanan basit bir bellek yanılması olabilir. Tatlıses muhtemelen birçok sorununu ilişkilerini kullanarak çözmüştür ve hatırladığı bu türden çok sayıda olay vardır. Hafızamızın önemli özelliklerinden biri de benzer olayları ayrı ayrı hatırlamaktan ziyade onları özet bir biçimde korumasıdır. Benzer tatillerimizi hatırlarken birinde olan bir olayı diğerinde olmuş gibi hatırlamamız çok olağandır. Dolayısıyla başka bir sorununu çözdürdüğü, başka birine çözdürdüğü veya başka zaman çözüm ricasında bulunduğu çeşitli sorunlar hafızasında birbiriyle karışmış olmalı. Karışmanın ötesinde Tatlıses’in içinde bulunduğu durum bir hedef yaratmış, bu tür olmamış bir olayın istemsiz bir biçimde yaratılmasına da motivasyon sağlamış olaiblir. İnsan hafızasının hiç yaşanmamış olayları yaşamış gibi hatırlamamıza yol açtığını biliyoruz. Hatta öyle ki, ikiz kız kardeş örneğinde olduğu gibi bazen başkalarının yaşadığı olayları çok emin bir biçimde kendimizin yaşadığını sanabiliyoruz. Tatlıses’in hatırladığının düşününce bunu da bir olasılık olarak düşünebiliriz, kendi yaşadığı değil de başkasının anlattığı bir olayı kendi yaşamış gibi hatırlamış olabilir. Önemli olan genel temanın kişiye uyan bir tema olması, tavrın uyumlu olması, yani olay olmamışsa dahi olasılıklar dahilinde olması. Ne diyor Tatlıses: ‘Olabilir, çok önemli değil. Biz kendi içimizi biliyoruz.’

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ